19 Ocak 2009 Pazartesi
Bir Muamma
yaşıyorum deyip sarmak için açarak kollarını;
"farkındamısın, kardeşmişiz ezelden beri " diyerek sarılmak var şimdi...
Özlem duymak boşuna değil barışa.
Hissedebilirmisin
beni öldürmek için ölenin kardeşim olduğunu?
Hissetiğimiz anda bitmiştir kardeşim!
Ya kardeşimsin sen benim ya da kardeşim...
Varmı bunun başka bir yolu?
Gökyüzü İçtim Yağmur Kustum Sonra
.
Yaz sıcağının ardından toprağa düşen ilk yağmur damlası ve ilk yaprak tanesi, fısıldar hafiften sonbaharın kapımızı çalışını. Hayatın yavaşça oynatılan film kareleri gibi geçişidir bu mevsim. Etrafta yağmurlardan kaçan insanlar ve yağmurun tadını doyasıya çıkaran çocuklar görürüm o buram buram toprak kokusu zamanlarda. Ve ne zaman o koku eşliğinde görsem bu anlattıklarımı, dilimde anlamsız dizeler dolanır durur hep.
.
Güzeldir yine de yağmurun tadını doyasıya çıkararak sonbaharda iliklerine kadar ıslanmak. Gecekondu mahallerinin pencerelerdeki o sarıya çalan sıcaklıklarının resmi, ardı ardına tüten bacaların gökyüzüne haykırır gibi duruşu, hep geçmişte kalan bir yanımı tutuşturur. İşte o anda sokağa çıkıp, yağmuru iliklerine kadar hissederek yürümek ve sokak lambaları altında yere inen her damlanın süzülüşünü seyretmek çok güzel tatlar bırakır hafızalarda. Geçmişten kalan onca tattan dolayıdır ki; hep böyle sarhoş olurum bu yağmurlarda.
.
Adı boşuna “Ayrılıklar Mevsimi”ne çıkmamıştır sonbaharın. Her gidenin belki de bir daha dönmeyeceği bu mevsime denk geliyorsa ve bu zamana denk geliyorsa kuşların gökyüzünden gidişi, boşuna değildir bu yakıştırma. Gözlerin yolları en çok gözlediği zamanlardır bu zamanlar. Yağmurlu bir günde, bazen bir çocuk yanağını cama yapıştırıp az sonra elinde paketlerle gelecek olan babasını bekler. Kimi de, o neredeyse gelecek olan ama bir türlü zamanında gelmeyen otobüsü bekler işine yetişmek için. Sırf bu yüzden ıslanır durur; ha geldi, ha gelecek diyerek.
.
Yağmurdan sonra sokaklarda çamurda biriken sularda taş sektiren ve kimi kâğıttan gemiler yüzdüren çocukları izlemek ve canım buğusuna yazı yazmak, birde yolunu gözlemek gelecek olanın… Tüm bunlar sonbaharın hiç tükenmeyen uğraşlarındandı çocukluğumun. Özlemler biriktirmek ve gönül denen değirmende tüm bu özlemleri öğütmekte cabasıdır bu uğraşların.
.
Çok gidişler doğurdu bu mevsim ve birçoğuna da gebe hala. Daha niceleri tadacak bu hazin durumu. Yazın esen o sıcak rüzgârlardan sonra gelecek olan o soğuk rüzgârların seline kalıpta tuştan eller, belki kim bilir ne hangi zamana kadar tutuşamayacak olurlar. Kuşlar dönecek belki geriye ama dönüşü meçhuldür o gidenin ve gidecek olanların. Yağmurdan sonra solunan o toprak kokusuyla kalacak gidenler hafızalarda ve her yağmurdan sonra aynı kokuyla anılacak giden ve gidecek olan.
.
Etraf buram buram sonbahar yine, bekleyişler ve ardı arkası kesilmeyen özlemlerle. Sararan yapraklar gibi zamana yenik düşerek solar gözler yolun seyrinde. Düşen her yaprak ömürden giden günlerin habercisi ve düşen her yağmur damları içimizde sıkışmış gözyaşlarının kaynağı şimdi.
.
Yağmur damlaları süzülüyor penceremden. Onlar süzülürken yolunu kaybetmiş bir gemi gibi dolambaçlı dizeler biriktiriyorum içimde, ıslak ve sararmış şiirler yazmak için. Ağaçlar döktüğünde yapraklarını, birde buram buram toprak kokusu sardığında etrafı; nice imgeleri biriktiririm dimağımda. Bu yüzden her sonbaharda gökyüzü içer, yağmur kusarım sonra…
16 Ocak 2009 Cuma
Geride Kalanlara
Elin kaleme gidince korkmayacaksın.
Söveceksin yeri geldiğinde,
yeri geldiğinde kapatıp gözlerini;
sevdadan yana tutacaksın kalemi.
Nerede olursan ol; kâh koynunda sıcak bir sevdanın,
kâh ortasında en soğuk duvarların…
Yüreğin tele gittiğinde korkmayacaksın.
Tutacaksın en yanık yerinden türkülerin;
çaldıkça özgür,
çaldıkça kendini olacaksın.
Adamın merdi kavgada bellidir.
Öfken her daim bilenmiş olacak
lâkin zulandan hiç eksik etmeyeceksin umudu.
O sana kavganın en sonunda,o güzel günlerin şafağında lazım olacak.
Bunu bilerek direneceksin namerde…
Aşk mı dedin?
Korkma söyle!
Neye olursa olsun aşkın,
usanmayacaksın.
Aşksız yaşayamaz insan da, toprak da…
Hele ölüm yakalamışsa seni tamda bu anında;
en güzel aşkın olacak bu umut
o güzelim yaşamın kıyısında…
Elin kaleme gittiğinde korkmayacaksın.
Usanmayacaksın aşktan yana.
Umutsuz da yaşanmaz bilesin;
yaşadın mı onlar gibi yaşayacaksın,
öldün mü onlar gibi.