Dragostaki o malum evin penceresinde
deniz kokusu duymak için çırpınırken,
iki defa kızıl şafaktan vazgeçtim.
Yazık ki, sen farkında bile değildin,
o malum evin önünden geçerken benim...
27 Mart 2008 Perşembe
14 Mart 2008 Cuma
Miras
Saatler vermeliyim sana;
bir güneşin mesela,
en sıcak zamanını sana getirmeliyim
ya da bir martının süzülüşünü
-bulutlara karşı-.
Şiirler yazmalıyım,
sade seni anlatan bir roman hatta...
İlk sayfasına "o"na diye yazmalıyım,
benim ikinci yanıma...
Bir hayat vermeliyim sana,
içinde umut deryaları taşıyan;
bir de boy boy yemiş ağaçları ile
oda dolusu kitaplar
-her okuyuşta seni bulduğum-.
Dört duvar verebilirim ancak şimdi sana,
duvarları penceresiz
ama hayallerimizle süslü.
Zira şimdiki tek varlığım benim,
dört duvar ve ortasında persel parsel odalar...
bir güneşin mesela,
en sıcak zamanını sana getirmeliyim
ya da bir martının süzülüşünü
-bulutlara karşı-.
Şiirler yazmalıyım,
sade seni anlatan bir roman hatta...
İlk sayfasına "o"na diye yazmalıyım,
benim ikinci yanıma...
Bir hayat vermeliyim sana,
içinde umut deryaları taşıyan;
bir de boy boy yemiş ağaçları ile
oda dolusu kitaplar
-her okuyuşta seni bulduğum-.
Dört duvar verebilirim ancak şimdi sana,
duvarları penceresiz
ama hayallerimizle süslü.
Zira şimdiki tek varlığım benim,
dört duvar ve ortasında persel parsel odalar...
13 Mart 2008 Perşembe
Aynada Durur İzin
O içindeki hoşçakal bakışılı gidişin vardı senin; gitme dediğimde öylesine boştu ki susuşun, çıldırasıya bağırmak ve sövüp saymak istiyordum içinde bulunduğumuz dakikalara. Gözlerindeki o “buraya kadardı yaşanılanlar” cümlesini taşıyan süzülüş, şimdilerde en umulmadık anda çakılıveriyor gözlerime ve ne zaman dönsem aynaya biraz o süzülüşü görürüm göz bebeklerimde.
.
Bu şehrin tüm sokaklarında ve her kaldırımında ayak izlerimiz hala yan yana durur ve hala sarmaş dolaştır sokak lambaları altındaki gölgelerimiz. Bir bebek gibi susuşun vardı senin ve o susuşun şimdi çıldırasıya inliyor kulaklarımda. Uykularsa hiç uğramıyor gecelerime ve dağılıyor odamın boşluğunda gözlerine teğet geçerek. Bense uyumadan geçirdiğim her günün sabahında sana uyanmak için niyet ederim.
Bu şehrin tüm sokaklarında ve her kaldırımında ayak izlerimiz hala yan yana durur ve hala sarmaş dolaştır sokak lambaları altındaki gölgelerimiz. Bir bebek gibi susuşun vardı senin ve o susuşun şimdi çıldırasıya inliyor kulaklarımda. Uykularsa hiç uğramıyor gecelerime ve dağılıyor odamın boşluğunda gözlerine teğet geçerek. Bense uyumadan geçirdiğim her günün sabahında sana uyanmak için niyet ederim.
.
Şimdi dinlediğim tüm şarkıların melodileri bana ötelerden bir şeyler hatırlatır ve hala her dinlediğimde yine aynı heyecan ve daha büyük bir özlemle anıyorum seni. Bir bir geçerken melodiler kulağımda, yanak yanağa mırıldanışımız gelir aklıma. Severdik, beraberce sevdiğimiz şarkıları söylemeyi. Sanki tüm şarkılar bizim için yazılmış da şarkıları yaşama çabasıyla geçiyormuş gibi gelirdi yaşadığımız günler.
Şimdi dinlediğim tüm şarkıların melodileri bana ötelerden bir şeyler hatırlatır ve hala her dinlediğimde yine aynı heyecan ve daha büyük bir özlemle anıyorum seni. Bir bir geçerken melodiler kulağımda, yanak yanağa mırıldanışımız gelir aklıma. Severdik, beraberce sevdiğimiz şarkıları söylemeyi. Sanki tüm şarkılar bizim için yazılmış da şarkıları yaşama çabasıyla geçiyormuş gibi gelirdi yaşadığımız günler.
.
Günün tüm yorgunluklarından uzaktır seninle beraber geçen saatlerimiz. Bir sabah uyanışımız bilirim seninle bir de yorgunluktan hiç uyanamayışımızı. Gün içerisinde yaşadıklarımız sanki bir rüyaymış gibi gelirdi bana. Saatlerce bir şey yemesem o an gelmez aklıma sen yanımdayken ama sen olmayınca yanımda en çok sana acıkırım. Şimdi her acıktığımda en çok bir elmayı aynı yerinden ısırışımızı özlüyorum. Biliyorsun her ısırıkta birleşirdi dudak izlerimiz elmanın üzerinde.
Günün tüm yorgunluklarından uzaktır seninle beraber geçen saatlerimiz. Bir sabah uyanışımız bilirim seninle bir de yorgunluktan hiç uyanamayışımızı. Gün içerisinde yaşadıklarımız sanki bir rüyaymış gibi gelirdi bana. Saatlerce bir şey yemesem o an gelmez aklıma sen yanımdayken ama sen olmayınca yanımda en çok sana acıkırım. Şimdi her acıktığımda en çok bir elmayı aynı yerinden ısırışımızı özlüyorum. Biliyorsun her ısırıkta birleşirdi dudak izlerimiz elmanın üzerinde.
.
Şehirde insanlar dolaşırdı hiçbir şeye aldırmadan. Bizse doyasıya kaybolmasını severdik kalabalıklar içerisinde. Tanıdık bir yüz asla olmazdı; bir biz bir de diğerleri ama doyasıya severdik insanları hele umut gözlüleri yok mu doyamazdık bakmaya yüzlerine. Şimdi ise insanlar içerisinde bir insanım; senden uzakta, sensiz ve sessiz. Kalabalıklar içerisinde yalnız başıma, kalabalığın bir parçasıyım artık ve ancak şehrin kalabalığında kaybolmuş o kokunu soluyarak unutabiliyorum yalnızlığımı. Bir de saatlerce tutsam dahi yorulmadığım elin olsaydı daha bir kalabalık olurdum diye düşünerek atıyorum adımlarımı her yürüyüşümde.
Şehirde insanlar dolaşırdı hiçbir şeye aldırmadan. Bizse doyasıya kaybolmasını severdik kalabalıklar içerisinde. Tanıdık bir yüz asla olmazdı; bir biz bir de diğerleri ama doyasıya severdik insanları hele umut gözlüleri yok mu doyamazdık bakmaya yüzlerine. Şimdi ise insanlar içerisinde bir insanım; senden uzakta, sensiz ve sessiz. Kalabalıklar içerisinde yalnız başıma, kalabalığın bir parçasıyım artık ve ancak şehrin kalabalığında kaybolmuş o kokunu soluyarak unutabiliyorum yalnızlığımı. Bir de saatlerce tutsam dahi yorulmadığım elin olsaydı daha bir kalabalık olurdum diye düşünerek atıyorum adımlarımı her yürüyüşümde.
.
Sabahın ilk ışıklarında o mahmur gözlerle uyanışın vardı senin. Dağları yararak doğan bir güneş gibi açılırdın günüme. İzlemeye doyamazdım aynada duran yüzüne bakmaya. Şimdi hala aynı aynada ve aynı gözlerle durur izin; silmeye ve bakmaya kıyamam, kaybolmasın diye aynadaki o gülüşün. Şimdi ne zaman gülmeye başlasam, aklıma gülüşün gelir susarım ve buğulanır sonra gözlerim.
Sabahın ilk ışıklarında o mahmur gözlerle uyanışın vardı senin. Dağları yararak doğan bir güneş gibi açılırdın günüme. İzlemeye doyamazdım aynada duran yüzüne bakmaya. Şimdi hala aynı aynada ve aynı gözlerle durur izin; silmeye ve bakmaya kıyamam, kaybolmasın diye aynadaki o gülüşün. Şimdi ne zaman gülmeye başlasam, aklıma gülüşün gelir susarım ve buğulanır sonra gözlerim.
.
Hayatı öğrenmek ve her güne heyecan ve umutla başlamak güzeldi seninle. Biz hiç geçmesin istesek de saatler yarışırdı bizimle. Hayat akıp giderdi durmadan dalgasına bizi de alarak. Bir deniz gibiydi sevmelerimiz; ardı arkasına gelen dalgalarıyla katlanarak büyürdü içinde bulunduğumuz her vakit. Bir de özlemlerimiz vardı beraberce geçen her saatimize. Saatler bizim için hep güzel günlere gebe kalırdı ve her gün yeni bir dünya doğardı bizim için.
Hayatı öğrenmek ve her güne heyecan ve umutla başlamak güzeldi seninle. Biz hiç geçmesin istesek de saatler yarışırdı bizimle. Hayat akıp giderdi durmadan dalgasına bizi de alarak. Bir deniz gibiydi sevmelerimiz; ardı arkasına gelen dalgalarıyla katlanarak büyürdü içinde bulunduğumuz her vakit. Bir de özlemlerimiz vardı beraberce geçen her saatimize. Saatler bizim için hep güzel günlere gebe kalırdı ve her gün yeni bir dünya doğardı bizim için.
.
Şimdi tüm bunlardan geriye koca bir yalnızlık kaldı payıma düşen. Sen yoksun ama yollardaki ayak izlerimiz, çocukların gözlerindeki gülüşün, elmadaki dudak izin, melodilerdeki o rüzgar öpüşlü sesin ve bir de aynadaki o mahmur gözlü güzelliğin hala ilk günkü tazeliği ile durur. Bense ancak rüyalarda yaşayabiliyorum seni. Zira senden sonra hayat, kıyılarıma uğramayan bir gemi şimdi.
Şimdi tüm bunlardan geriye koca bir yalnızlık kaldı payıma düşen. Sen yoksun ama yollardaki ayak izlerimiz, çocukların gözlerindeki gülüşün, elmadaki dudak izin, melodilerdeki o rüzgar öpüşlü sesin ve bir de aynadaki o mahmur gözlü güzelliğin hala ilk günkü tazeliği ile durur. Bense ancak rüyalarda yaşayabiliyorum seni. Zira senden sonra hayat, kıyılarıma uğramayan bir gemi şimdi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)