
Beni bu halimde yakaladı;
sabahları erkenden kalkıp
bir şeylerle uğraşma alışkanlığı.
Sabah saat altı diyor,
Kalkıyorum.
Pencereme ait mermerin tam üzerinde,
geceden kalma kuş tüyleri;
Belli ki bir aşka kurban etmişler mermeri;
Alaca tüyler nemli duruyor hala.
Diğer yandan mutfaktan birkaç kıpırtı duyuyorum.
Sabah kahvaltısı için son çağrı:
Ekmekler kızardı!
İştahım yok ama,
yiyemem bir lokmadan gayrısını.
Oturur oturmaz kalkıyorum;
Ağzımda duruyor son lokma.
Televizyonda
gözlerindeki mahmurluğuyla
olan biteni haber veriyor bir spiker;
sonra hava durumu geliyor ardından
yine balkanlar,
yine soğuk hava etkisi…
Kitaplarımın arasından alıyorum
aklıma esen bir tanesini.
Kapağında solgun insan siluetleri ile
Sarı saman yapraklı bir kitap…
Üçüncü sayfasından sonra bırakıyorum;
Belli ki kız seviyor çocuğu,
Gerisini okurum bir başka vakit diyor, kalkıyorum.
Hesabını gazete sayfalarından soruyorum
bu can sıkıntısının.
Üçüncü sayfa haberlerindeki
memleket havadislerini okuyorum.
Korkuyorum;
bir gün bizimde adımızı yazarlar da
rüsva oluruz âleme diye.
Nitekim ölümün bile
Güzeli gerek bize…
Suratım üç günlük sakalımla
aynanın karşısında epey yabancı duruyorum kendime;
şakaklarımda birkaç beyaz ayrıntı var ömrüme ait;
sormuyorum bile neden diye.
Biliyorum!
Yaşadık yıllarca
ve birikti biraz tozu ömrümün;
ondandır tozları şakaklarımın…
Göçleri başlayınca mevsimlik hüzünlerin;
kimi kış olur kimi sonbahar;
Böyle olur insan akşamleyin.
Bazen bir türkü dilinde,
Bazen koca bir boşluk yanında…
sabahları erkenden kalkıp
bir şeylerle uğraşma alışkanlığı.
Sabah saat altı diyor,
Kalkıyorum.
Pencereme ait mermerin tam üzerinde,
geceden kalma kuş tüyleri;
Belli ki bir aşka kurban etmişler mermeri;
Alaca tüyler nemli duruyor hala.
Diğer yandan mutfaktan birkaç kıpırtı duyuyorum.
Sabah kahvaltısı için son çağrı:
Ekmekler kızardı!
İştahım yok ama,
yiyemem bir lokmadan gayrısını.
Oturur oturmaz kalkıyorum;
Ağzımda duruyor son lokma.
Televizyonda
gözlerindeki mahmurluğuyla
olan biteni haber veriyor bir spiker;
sonra hava durumu geliyor ardından
yine balkanlar,
yine soğuk hava etkisi…
Kitaplarımın arasından alıyorum
aklıma esen bir tanesini.
Kapağında solgun insan siluetleri ile
Sarı saman yapraklı bir kitap…
Üçüncü sayfasından sonra bırakıyorum;
Belli ki kız seviyor çocuğu,
Gerisini okurum bir başka vakit diyor, kalkıyorum.
Hesabını gazete sayfalarından soruyorum
bu can sıkıntısının.
Üçüncü sayfa haberlerindeki
memleket havadislerini okuyorum.
Korkuyorum;
bir gün bizimde adımızı yazarlar da
rüsva oluruz âleme diye.
Nitekim ölümün bile
Güzeli gerek bize…
Suratım üç günlük sakalımla
aynanın karşısında epey yabancı duruyorum kendime;
şakaklarımda birkaç beyaz ayrıntı var ömrüme ait;
sormuyorum bile neden diye.
Biliyorum!
Yaşadık yıllarca
ve birikti biraz tozu ömrümün;
ondandır tozları şakaklarımın…
Göçleri başlayınca mevsimlik hüzünlerin;
kimi kış olur kimi sonbahar;
Böyle olur insan akşamleyin.
Bazen bir türkü dilinde,
Bazen koca bir boşluk yanında…