Demem o ki;

Demem o ki;
GERİDE KALAN SADECE KOKUSUDUR ÇOCUKLARINDAN, BİR DE SAVAŞA KARŞI BÜYÜTTÜĞÜ KİNİ, ÇOCUKLARINDAN GAYRI

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Günlükler

Yol ve zamandır insanın günü içerisinde en fazla beraber olduğu şeyler. Zamanı aynı anlamıyla düşünebiliriz ama "yol"u nasıl istersek öyle düşünelim... Yol: üzerinde durduğumuz herşey yani içinde bulunduğumuz yaşamın ta kendisi. Acemi bir yolcusuysak bu yolun, tedarik etmişizdir bir çok şeyi kendimize, insana ait ne varsa. ama usta sayılanımızda var elbet, yolu bilip bir tek kendini yanına alan.
.
Yolun üzerinde taşlar öylesine dağınık ki, hani birine basmasan yani gördün diyelim ve atladın üzerinden, diğer bir taşın üzerine düşmeyeceğini nerden bileceksin ya da güzelim bir toprak parçasında ayak izlerinin oluşmaması ne malum. En güzel yanıda bu belki de yaşamın. Yaşıyorsun hem de ne olacağını bilmeden. Bir şeyler olup bitiyor ve sen gece yastığından çıkarıyorsun acısını, belki sabahlara kadar konuşarak. Yastık taş mıdır toprak mı çözenine rastlamadım daha. Ama taş yada toprak farketmez, iyi bir yoldaştır hayata dair.
.
Ömürde bir damla misali olan bir günümüzü geçirince süzgecimizden, bir katre bir şey kalıyorsa yarına ne mutlu, yoksa kalan bir şey, koca bir boşluktur ömrümüz. Kim bilir belki de bu yüzden çıkmıştır şu günlük tutma meselesi. Yazacaksın, ne yaptığını değil ama ne aldığını ya da ne verdiğini hayata dair. Bir cümle belki yada destan misali koca bir yazı, ama yazacaksın ne varsa hayata dair.
.
Böylesi bir şey işte bendeki, bazen yazıyorum aklıma ne gelirse, zira aklımdan geçenleri süzgecimden geçmiş olupta bana kalanlar olarak sayıyorum. Tamamıyla bana ait olan hayat notlarım diyorum onlara. Belki bir gün açıp okuduğumda, yüzümdeki değişikliklerin yanısıra beynimdekilerinide görecek ve muhasebesini yapacağım hayat denen çok bilinmeyenli denklemin ya da bir yerde rast gelecek yazdıklarım birine, "vay be" diyecek ne boş yaşamış adam ya da "yaşamış işte " diyecek. Belki ben o an bir çiçeğin dalında yaprak olacağım ya da çekirdeğinde bir meyvenin. Ama yaşadığım belli olacak ve ne yaşadığımda nispeten. Başkaları için yazmak değil bu "yaşadım" diyebilmek içindir aslında.
.
Elime her aldığımda kalemi "evet" diyorum ve düşünüyorum nerden başlamalı diye. Direkt kafamdan geçenleri yazmaktır aslında niyetim ama her zaman olmuyor bu. Bazen kocaman bir denklemle yüzleşip hesap soruyorum kendime ve tüm çözüm yollarını işliyorum satırlara, kimi zaman bir cümle oluyor bu, kimi zaman sayfalar dolusu bir destan. Bazen boş bir sayfaya bir kaç dize işlediğimde olur kafiyesiz, öyle dilimin estiği aklımın kestiğince. Sonra dönüpte okuduğumda tüm yazdıklarımı, "yazık" diyorum daha yaşanılası onca şey varken nasıl ölüme yaklatırıyor beni sayfalara işlediğim her tarih. Ama seviniyorum da bir yandan bir şeyler yazabilecek kadar hayatın içinde olduğum için. Yazıyorum ve yaşıyorum. Hani "yol" dedim ya; işte nefes alabileceğim duraklarımdır benim günlükler, şöyle boylu boyunca soluklandığım ömür denen yolun kıyısında.
.
Yaşamak güzel şey diyorum sonra, yazmakta öyle... Yazıyorum ve yaşıyorum elbet...

Hiç yorum yok: