Zihnimde,
alaca karanlığında bir ülkenin
yalınayak çocukları durur;
güneşin önüne serilmiş
taze yemişler sonra...
An gelir,
bir kıpırtıyla irkilirim.
Kalbim, bir ela gözlünün adımlarındadır o an;
pat pat eder durur her adımda.
Sabaha varmadan vakit,
çeker vururum geceyi;
sabah birden bire patlar sonra,
güneş birden bire.
Üç adım ötede kavaklar durur,
dallarında asırlık kargalar...
Güne başlamışlardır onlar,
sabaha uyanmışlardır;
belki de hiç uyumamışlardır.
Masanın üzerinde karalanmış
-kimi sararmış-
kağıtlar durur.
Toplasan hepsini bir şiir etmez belki,
ama bir ömürdür anlatmak istedikleri...
Sırt çantalarıyla öğrenciler geçmeye başladı
sabahları fahişeliğini giyinen bu sokaktan.
Perdelerim sararmış isten,
zihnim, evelce zamana ait bir kederden...
Anladım ki sonra;
perdeler ve ben
artık misafiri sayılırız bu evin...
27 Şubat 2008 Çarşamba
8 Şubat 2008 Cuma
Kuytuluklar
uçacağımız bir çok güzellikler varken,
yükseklik korkumuz mu var bilinmez,
yaşamı kendi kuytuluklarımızda ararız...
7 Şubat 2008 Perşembe
Baykuşun Gördükleri
Evimizin üzerinde baykuşlar durur;
bilirsiniz uğursuzluktur.
Nasıl uğursuz olur halbuki,
baykuş dediğin
garip, kör bir kuştur.
Asıl suç baykuşta değil;
evimizi başımıza yıkanlarda,
yani onlarda.
Onlar ki kör edenlerdir bizi, baykuştan fena;
bizler ise hizmetkarlarıyız onların
boynumuzda urganlarla.
Söküp atmalı o urganları tezelden.
Yoksa başımıza neler gelecek bir bilsen.
Aşikardır bilirsiniz.
Semer vuran çok olur derler,
Eğer sen eşek isen...
bilirsiniz uğursuzluktur.
Nasıl uğursuz olur halbuki,
baykuş dediğin
garip, kör bir kuştur.
Asıl suç baykuşta değil;
evimizi başımıza yıkanlarda,
yani onlarda.
Onlar ki kör edenlerdir bizi, baykuştan fena;
bizler ise hizmetkarlarıyız onların
boynumuzda urganlarla.
Söküp atmalı o urganları tezelden.
Yoksa başımıza neler gelecek bir bilsen.
Aşikardır bilirsiniz.
Semer vuran çok olur derler,
Eğer sen eşek isen...
1 Şubat 2008 Cuma
Resimlerde Gizli Ömrümüz
Evimizin bir köşesinde uzun zamandır sessiz ve sakin bir şekilde duran sandığa takıldı bir anda gözlerim. Eski motiflerle bezeli, el oymacılığı ile işlenmiş, koyu, kestane renkli ahşap bir sandıktı. Kim bilir ne zaman, bir gün lazım olacağı beklentisiyle içerisine konuluş küçük mutfak eşyaları, birkaç parça el işlemesi danteller ve bir albüm dolusu, kimi siyah beyaz fotoğraflar vardı içerisinde.
.
Sandığın o kadar uzun süre aynı yerde kaldığı belliydi ki; açar açmaz bariz bir rutubet kokusuyla karşılaştı burnum. Belki bugün açıp, içini karıştırma merakım olmasa, bir o kadar daha bekleyecekti orada. Masum bir kuytuluğa o kadar güzel saklamış ki kendini, sanki bulunduğu köşenin daimi bir parçası gibiydi. Üzerine yüklenmiş yünden yataklarda iyice örtüyordu kendisini ve daha da fark edilmez oluyordu köşesinde.
Sandığın o kadar uzun süre aynı yerde kaldığı belliydi ki; açar açmaz bariz bir rutubet kokusuyla karşılaştı burnum. Belki bugün açıp, içini karıştırma merakım olmasa, bir o kadar daha bekleyecekti orada. Masum bir kuytuluğa o kadar güzel saklamış ki kendini, sanki bulunduğu köşenin daimi bir parçası gibiydi. Üzerine yüklenmiş yünden yataklarda iyice örtüyordu kendisini ve daha da fark edilmez oluyordu köşesinde.
.
Önce yatakları indirdim üzerinden; sonra büyük bir merakla kapağını açtım ve işte o anda gözüme ilişti az önce saymış olduğum o birbirinden eski nesneler. Ama beni en çok etkileyen; yeşil kapaklı bir albüm içerisine özenle yerleştirilmiş, kimi siyah beyaz olan resimlerdi. Güzel bir duygu ile çevirirken bir sayfasını, yüreğim hemen bir başka duyguyu buyur ediyor içerisine. Her sayfada başka bir zaman ve o zaman ait duygular boy veriyordu içimde.
Önce yatakları indirdim üzerinden; sonra büyük bir merakla kapağını açtım ve işte o anda gözüme ilişti az önce saymış olduğum o birbirinden eski nesneler. Ama beni en çok etkileyen; yeşil kapaklı bir albüm içerisine özenle yerleştirilmiş, kimi siyah beyaz olan resimlerdi. Güzel bir duygu ile çevirirken bir sayfasını, yüreğim hemen bir başka duyguyu buyur ediyor içerisine. Her sayfada başka bir zaman ve o zaman ait duygular boy veriyordu içimde.
.
Bir tanesinde yaşlı bir kadın olanca sükûnetiyle oturmuş, anaç bir edayla poz veriyor kucağındaki bebekle. Bebekte olmadık bir masumluk ve tombul yanaklarında sıcak bir bahar havası neşesi…
Bir tanesinde yaşlı bir kadın olanca sükûnetiyle oturmuş, anaç bir edayla poz veriyor kucağındaki bebekle. Bebekte olmadık bir masumluk ve tombul yanaklarında sıcak bir bahar havası neşesi…
.
Bir başka resimde, uzun uzadıya bir yol duruyor, fonunda zemheri aylarının o asi beyazlığıyla. Upuzun bir yol ve üzerinde uzun aralıklarla işlenmiş ayak izleri belirgin bir şekilde göze çarpıyor. Belli ki, az önce geçmiş biri telaşlı ve koşar adım bir şekilde. Yolun sağında ve solunda mevsimlik kıyafetleriyle çırılçıplak kavak ağaçları ilerliyor; en sonunda ise bacalarında yoğun dumanlarıyla sanki nefes alırcasına duran, çatıları beyaz ayrıntılarla bezeli evler görünüyor. Küçük bir ürperti kaplıyor içimi ve hafif bir üşüme alıyor bedenimi.
Bir başka resimde, uzun uzadıya bir yol duruyor, fonunda zemheri aylarının o asi beyazlığıyla. Upuzun bir yol ve üzerinde uzun aralıklarla işlenmiş ayak izleri belirgin bir şekilde göze çarpıyor. Belli ki, az önce geçmiş biri telaşlı ve koşar adım bir şekilde. Yolun sağında ve solunda mevsimlik kıyafetleriyle çırılçıplak kavak ağaçları ilerliyor; en sonunda ise bacalarında yoğun dumanlarıyla sanki nefes alırcasına duran, çatıları beyaz ayrıntılarla bezeli evler görünüyor. Küçük bir ürperti kaplıyor içimi ve hafif bir üşüme alıyor bedenimi.
.
Resimler… Çoğu, güzel anlarımızın şahididir ve bir de ömrümüzün. Bir parmak hareketiyle ömrümüzün herhangi bir anını, bir kâğıt üzerine işleyip ömrümüzün geri kalan yıllarına miras bırakmak ne güzel bir şans insan için.
Resimler… Çoğu, güzel anlarımızın şahididir ve bir de ömrümüzün. Bir parmak hareketiyle ömrümüzün herhangi bir anını, bir kâğıt üzerine işleyip ömrümüzün geri kalan yıllarına miras bırakmak ne güzel bir şans insan için.
.
Hiç olmadık bir anda maziye gizli bir özlem duyar insan eski fotoğraflara bakınca. Resimler ve aynalar insan hayatındaki en gerçekçi dostlar olur kimi zaman. Bir resme, bir de aynaya bakınca anlar insan, aradaki farkın ömür olduğunu.
Hiç olmadık bir anda maziye gizli bir özlem duyar insan eski fotoğraflara bakınca. Resimler ve aynalar insan hayatındaki en gerçekçi dostlar olur kimi zaman. Bir resme, bir de aynaya bakınca anlar insan, aradaki farkın ömür olduğunu.
.
İşte bir resim daha… İçimi ferahlatırcasına bir huzur işliyor bedenime bu resme bakınca. Bir bayram sabahı çekilmiş, taze yüzleri ve şeker tadında gülümsemeleri saklayan, büyüklü küçüklü bir aile ortamını dillendiren, o dillerden düşmeyen “eski bayramlar”a ait bir resim.
İşte bir resim daha… İçimi ferahlatırcasına bir huzur işliyor bedenime bu resme bakınca. Bir bayram sabahı çekilmiş, taze yüzleri ve şeker tadında gülümsemeleri saklayan, büyüklü küçüklü bir aile ortamını dillendiren, o dillerden düşmeyen “eski bayramlar”a ait bir resim.
.
Her resimde ayrı bir duyguya kapılmamak elde değil. Bir resme, bir de resimden gözlerimi alıp içinde bulunduğum ana bakınca hafif gel-git’ler oluşuyor beynimde. Huzurla dolarken bazen, bazen de bir hüzne giriyor ve çıkıyorum bir başka resimle.
Her resimde ayrı bir duyguya kapılmamak elde değil. Bir resme, bir de resimden gözlerimi alıp içinde bulunduğum ana bakınca hafif gel-git’ler oluşuyor beynimde. Huzurla dolarken bazen, bazen de bir hüzne giriyor ve çıkıyorum bir başka resimle.
.
Resimlerin arasında kırışmış ve yıpranmış olan o kadar eski bir resim var ki, neredeyse tükenmek üzereymiş gibi duruyor. Resimlerdekileri tanımıyorum; muhtemelen yaşamıyorlardır, çünkü resimdeki halleriyle oldukça yaşlı duruyorlar zaten. O kadar şirin bir duruşları var ki, insanın içinde ince bir yumuşama ve muazzam bir sevgi hengâmesi oluşuyor. Resimde biri bayan diğeri erkek olan iki insan, yanakları sıkılası derecede sevimli bir tebessüm içindeler. Ben ise büyük bir hayranlık içerisindeyim onlara bakarken.
Resimlerin arasında kırışmış ve yıpranmış olan o kadar eski bir resim var ki, neredeyse tükenmek üzereymiş gibi duruyor. Resimlerdekileri tanımıyorum; muhtemelen yaşamıyorlardır, çünkü resimdeki halleriyle oldukça yaşlı duruyorlar zaten. O kadar şirin bir duruşları var ki, insanın içinde ince bir yumuşama ve muazzam bir sevgi hengâmesi oluşuyor. Resimde biri bayan diğeri erkek olan iki insan, yanakları sıkılası derecede sevimli bir tebessüm içindeler. Ben ise büyük bir hayranlık içerisindeyim onlara bakarken.
.
Albümü baştan sona inceledim ve tamamına baktıktan sonra biraz daha resimlere bakma hevesiyle kendime ait olan albümlere de al atmadan edemedim. Kendi albümümde de birbirinden güzel onlarca resim var; kimi dostlara, kimi hiç tanımadığım – ifadelerinden dolayı resimlerini çektiğim- insanlara ve doğanın malum çocuklarına (kuşlar, deniz, orman…) ait.
Albümü baştan sona inceledim ve tamamına baktıktan sonra biraz daha resimlere bakma hevesiyle kendime ait olan albümlere de al atmadan edemedim. Kendi albümümde de birbirinden güzel onlarca resim var; kimi dostlara, kimi hiç tanımadığım – ifadelerinden dolayı resimlerini çektiğim- insanlara ve doğanın malum çocuklarına (kuşlar, deniz, orman…) ait.
.
Birbiri ardına dizdiğim tüm resimler hep bir şeyler söylemeye çalışır gibi duruyorlar bana. Resimlerdeki halime baktıkça kendimle hesaplaşır bir hale bürünüyorum; o zamanlar mı olmak istediğim yerdeydim, yoksa şimdimi olmak istediğim yerdeyim diye. Ardı sıra bir diğer resim geliyor susuyorum.
Birbiri ardına dizdiğim tüm resimler hep bir şeyler söylemeye çalışır gibi duruyorlar bana. Resimlerdeki halime baktıkça kendimle hesaplaşır bir hale bürünüyorum; o zamanlar mı olmak istediğim yerdeydim, yoksa şimdimi olmak istediğim yerdeyim diye. Ardı sıra bir diğer resim geliyor susuyorum.
.
Her resimde ayrı bir duyguya bürünürken, albüm kapağını kapattığımda kendime sormadan edemiyorum; “bir ömür kaç kareden ibarettir ya da resimlenebilecek kaç kare yaşanabilir” diye…
Her resimde ayrı bir duyguya bürünürken, albüm kapağını kapattığımda kendime sormadan edemiyorum; “bir ömür kaç kareden ibarettir ya da resimlenebilecek kaç kare yaşanabilir” diye…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
