Demem o ki;

Demem o ki;
GERİDE KALAN SADECE KOKUSUDUR ÇOCUKLARINDAN, BİR DE SAVAŞA KARŞI BÜYÜTTÜĞÜ KİNİ, ÇOCUKLARINDAN GAYRI

19 Aralık 2007 Çarşamba

Gece Bekçisi İle Şair

Telefon sesi:
Arayan uzaktan bir dost.
Yakınca oturuyor kendisi,
ama uzakça gidişi çok oldu,
ve duyulmadı tam yirmi yıldır sesi.

Son duyduğumda
bir hapisanenin duvarıyla nikahı kesilmişti.
Epeydir ses yoktu.
Yirmidört'ünde asılacak dediler;
asılmaya götürdükleri yerde,
ip yerine yirmi yıl verdiler.

Arayan o;
sesi epeyce değişmiş.
Hani "benim" demese,
imkanı yok tanıyamam;
bir de isim vermese...

-Yirmi yıl içerde hürriyeti beklemiş!

Çıkınca alacakmış koynuna,
o güzelim gökyüzünü,
mavisinden deniz yapacakmış,
beyazından hayat...
Yaşayacakmış yani;
yirmi yıla inat...

-Uzun tutmadık lafı yarına sözleştik.

Geldi çok geçmeden;
değişmemiş kaşı gözü.
Saçında aklar,
birde izler sırtında;
ama acısı da yok değil yırmi yılın,
kalbinin tam ortasında...

Epeyce dertlleştik;
özlemiş herşeyi...
Bir çocuğa ilişti sonra gözleri,
"şu çocuk" dedi;
"yirmi yıl sonra baba olacak belki"...

Anlamıştım.
Babasıyla götürmüşlerdi onu;
geldiğinde babasızdı...

-Hayat ona baba olma şansı tanımamıştı...

"Ne yapacaksın" diye sordum bundan sonrası için.
"Önce ekmek" dedi;
"sonra nasipse yaşamak güzel şeyler için ..."

Kalacak yer diye
kendi evimi gösterdim.
Ekmek gelir dedim arkasından.
Zira daha duymamıştık ;
ölen birini bu devirde açlıktan.

-Bir ekmeği ve bir odayı paylaşmaya niyet kaltık masadan;
bir de dostluğu yarım kalmış olan...

Beraber kalıyoruz şimdi.
O hapisten bekar,
ben ise hayattan...
Aynı evde yalnız ikimiz:
birimiz şairlik eder,
gece bekçiliği bir diğerimiz...

Hiç yorum yok: