Üşüyorum.
Ama yok öyle titremek falan; sadece tenimi okşayan mayhoş bir rüzgarın etkisi bu. Tenimi okşayıp geçiyor ve hafifçe irkiliyorum. Hava kapalı hemde epeyce. Yok! Bu sefer şikayetçi değilim bulutların bu hüzünlü duruşundan. Ağlayın diyorum; çökün üzerime hatta.
.
Ansızın penceremde duyuyorum üç beş damlanın şapırtısını önce. Sonra sağanak ve o güzelim koşuşturmacalar... Tedbirsiz bir yolcunun acemi adımları okşuyor kulaklarımı. İzliyorum gelip geçenin siluetini yol üzerinde oluşan su birikintilerinden. Dansını izliyorum damlaların ve toprakla kucaklaşmalarını.
.
Ayak üstü sohbetler düşlüyorum penceremde, yolda denk geldiğim yada yüzünü bile hatırlamadığım tanıdıklara dair. Bir de el tutuşmaları, gurbete ait bir sevgili ile beraber...
.
Bir damla tutunuyor pencereme ve süzülüyor evimin eteklerine. Sonra bir tane daha... Bir şarkı gibi geliyor damlaların ahengi. Birşeyler çağrıştırıyor bana ötelerden. Sanki her damla tamamlayıcısı olacak dilimin ucundaki o bir türlü sonunu getiremediğim ve sanki getirecek olsam çözülecekmişim gibi hissettiğim şarkının. Bir damla daha düşünce sonunu getiremiyorum şarkının ve seyrinde kalıyorum damlaları kucaklayan kavak yapraklarının.
.
Bulutlar hüzünlerini tüm insanlara paylaştırmak için dolaşıyorlar gökyüzünde. Yerde insan sürüsü gökte bulutlar ve akşam sekiz haberlerinde sel mağduru, hüzünlü ve yorgun insanlar...
.
Yağmur yağıyor.
Bu nasıl ıslanmak ve nasıl özlem. Vaftiz edilir gibi bir halimin olduğunu görüyorum sokağa atınca kendimi. Birikmiş tüm günahlar kirpiklerimin ucundan damlıyor ve arınıyorum her damladan sonra. Tenimin tüm kuytuluğu, ne zamandan beri hasretini çekiyor böylesi bir yağmurun. Kirpiklerimden dudaklarıma bir yatak çiziyor sanki yüzümden akan tüm damlalar. Daha sonra gözyaşımla karışan tüm damlaların tuzlu ve beyhude tadını duyuyorum dilimde. Her tatta irkiliyorum ve üşüyorum. Ama dedim ya; öylesi bir üşümek değil bu.
.
Doyasıya ıslanmak istiyorum. Doyasıya... Islanmak...
.
Tenimde misafirim olan gökyüzünün o asi çocukları damlalar ve etrafa yayılan taze toprak kokusu geçiyor içimden. Çamurlu yolların üzerinde sahipsiz ayak izleri duruyor ve ben doyamıyorum bakmaya suda yayılan halkalara.
.
Yağmur yağıyor ve ben üşüyorum. Ama içimde ayrı bir sıcaklık... Sonra hafifçe bastırıyor karanlık. Ay gölgesinde saydamsı damlalar yakalıyor beni ve bağlıyor yaşama. Yaşıyorum diyorum yaşıyorum. Ama öylesi bir yaşamak değil bu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder