Demem o ki;

Demem o ki;
GERİDE KALAN SADECE KOKUSUDUR ÇOCUKLARINDAN, BİR DE SAVAŞA KARŞI BÜYÜTTÜĞÜ KİNİ, ÇOCUKLARINDAN GAYRI

31 Temmuz 2007 Salı

Dünya Çocukların Olsun


O gözlerde dünya var…


Hem de içerinde kavga olmayan, tüm insanların aynı dili konuştuğu bir dünya. O gözlerle seyretmeli dünyayı ve bir kuşun uçuşundaki o güzelliği görebilmek için; o gözlerle seyretmeli gökyüzünü.


Aynı dili konuşur tüm dünyanın çocukları, “çocukça”,”insanca”… Gülüşleri aynıdır tüm çocukların, bembeyaz, masmavi ve sapsarı – güneş gibi - .


O gözlerde yaşayabilmeli insan, keşfetmeli o gülüşleri. Tüm dünyayı içinde bulunduğu bu vahşetten, kırımlardan ve yıkımlardan kurtarmak için… Ancak o zaman anlamsızlaştırabiliriz , yaşanılası bir dünya içindeki tüm yaşanılmazlıkları.


Bir çocuk nasıl bakar bir çiçeğe ve nasıl okşar o korkulu ve şaşkın gözlerle bir köpek yavrusunu. Ne de güzeldir oysa; küçücük bir çocuğun, boyu neredeyse kendisi kadar olan bir topun peşinden koşması. Bir resimdeki o keşfedici bakışları ve elleri kenetli halde meraklı duruşu, gösterir gözlerindeki o güzel dünyayı.


Çocuksu hayaller peşinden koşmalı insan ve dünyayı hala keşfedilmemiş bir şey olarak düşünmeli ve bilmeli mutluluk denen şeyin “elma şekeri” yemek gibi bir şey olduğunu.


Çocuklar görürüm allı yeşilli vitrin camlarının önünde. Elini uzatsa ulaşacaktır vitrindekilere ama ancak; cam bir engel olarak durur önünde. Oysa elini uzatsa alacakmış gibi yok gözüken ancak ; dokununca mesafeyi arttıran bir cam parçası değil mi güneşi duvarlarımıza inat evlerimize sokan. Şimdi ise bir çocuğun, o güneş gözlerinin önünde bir engeldir artık. üzerinde şaşkın çocuk gözlerinin izini taşıyan, soğuk tenli bir cam. Vitrin camları…


Tüm camları ve duvarları kaldırmalı çocukların önlerinden. Doyasıya çocuk bırakılmalı ve hiçbir sözüne kelepçe vurulmamalı çocukların. Çocuklara vermeli dünyayı, tıpkı bir oyun hamuru gibi.göreceksiniz ne dünyalar çıkacak o minik ve beyaz ellerinden…

Hiç yorum yok: