Demem o ki;

Demem o ki;
GERİDE KALAN SADECE KOKUSUDUR ÇOCUKLARINDAN, BİR DE SAVAŞA KARŞI BÜYÜTTÜĞÜ KİNİ, ÇOCUKLARINDAN GAYRI

11 Mayıs 2011 Çarşamba

BERFİN

Buralarda en çok,


Beyaz bir telaşe içerisinde masum sukünetler yaşanır


Kış aylarında.


Ama çocukları,


En çok kızılı sever bu toprakların,


Yaz aylarında yeşili,


Sonra güneşi elbet, yaz sıcağında…



Ateştir ortak anaları,


Tüm ninnileri insan kokar inadına,


O yüzden dilleri yanıktır biraz


Ama en temiz havaları


Onların ciğeri tanımıştır.



Suyun en berrağı onların çatılarından süzülür,


O yüzden biraz derindir yürekleri


Ve bu derinlikte durulur o masum öfkeleri…




Buraların çocukları,


Sıtmadan ölür en çok,


Kimi güneşe hasret gider bazen,


Kimi sevgiliye,


Kimi daha tadamamışken yaşamı


Yaşama hasret gider onsekizinde…


Kimi ölür kutsal bir dava peşinde


Kimi bir davanın peşinden öldürür.




Bu yüzden,


Yaşadım diyebilmek ;


En çok bu topraklarda kutsaldır.


Ve en çok bu topraklarda kutsaldır


İnsanca ölebilmek…




Buralarda en çok


Beyaz renkli masum hüzüneler yaşanır kış aylarında


Karanfiller eşliğinde uğurlanışı vardır her gidenin


Ve mutlaka her doğuşa sessiz bir alkış tutmuştur


Karlar arasında bembeyaz bir berfin...

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Meçhul Sevgiliye


Yoksun,
Ne gecenin karanlığında
Ne de gündüzün aydınlığında…

Her sabah,
soğukluğu ile üşürken yanımdaki boşluğunun;
bir sıcaklığı olur yanaklarımda,
Sevişmelerimizden kalan sarhoşluğun…

Yoksun,
Yok, avucumda elin
Ne saçlarının kokusu var,
Ne de göğsümde yanak izlerin.

Güzelliğini Ay’a benzetemem o yüzden;
güneş misin bilmiyorum
ama çirkin de hayal etmiyorum.
Eminim çokta güzelsin
ama nerdesin bilmiyorum…

Bir çıkıp gelsen,
gizlendiğin o rüyaların efsunlu karanlığından;
bir çevirsen yüzünü benden taraf,
bir gülsen şöyle sessizce,
ve yüreğim kurtulsa açlığından…

Yoksun,
ne rengi var sesinin
ne de tarifi güzelliğinin;
bir tek karanlıkta misafirimsin.
Ah bir de gündüzleri gelsen…
Ne olur söyle,
gelmez misin?

Yalnızca rüyalardan bilirim seni.
Ara ara rüyalarıma gelirsin,
Tam yüzümü dönecek gibi olurken
Kaybolursun…
Dayanamam böylesi hasretlere,
bir daha rüyamda dönme yüzünü
ne olursun…

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Gidersem

Bir gün çekip gidersem;
sakın ha yasa düşmeyin,
ayakkabım, çorabım, kitaplarım ve umutlarım.
.
Gidişler ani olur bilirsiniz.
El ağlar da durumuma;
aman ha gitti demeyesiniz
yalnız başına.
.
Giderken ben neleri beraberimde götürüyorum
bir bilseniz;
toprak damların nemli yalnızlığını,
kardelenlerin donduran sıcaklığını
ve yığınla tohumu yeniden boy verecek olan…
.
Ne hazin şeydir şu zaman dedikleri;
doymadan tadına nice güzelliklerin,
nelere yol aldı farkında bile olmadan..
.
O son anı da gelecek;
Ve etim çürürken toprakta,
ben üzerimde dolaşanların hasretinde olacağım.
Tek dargınlığım zamanadır bilesiniz.
Toprağın doyurduğu her şeyi çok sevdim,
Hasrettendir bu hüzün üzülmeyesiniz…